12 Temmuz 2011 Salı

The Danish Poet (2006)

Kendi doğumumuza neden olan zincirleme olayların izini sürebilir miyiz? Varlığımız bir tesadüf mü sadece? Önemsiz gibi görünen şeyler aslında önemli midir?

Danimarkalı şair Kasper Jørgensen ilham peşindedir. Psikiyatrının önerisiyle ünlü yazar Sigrid Undset'le tanışmak üzere Norveç'e gider. Norveç'e varınca bir çiftçinin kızı olan Ingeborg'ü görür ve ona aşık olur. Evlenme teklif eder ama Ingeborg babasının uygun gördüğü bir adamla evlenmek üzeredir. Öykünün devamında, önemsiz gibi görünen bir dizi ayrıntı, bizi anlatıcının hayatının en önemli ayrıntısına götürecektir. Kendi doğumuna!

The Danish Poet (Danimarkalı Şair) filminin Norveçli yönetmeni Torill Kove, hayatınızın en önemli kilometre taşlarının birinde arkanıza bakıp soracağınız "Nasıl oldu da ben kendimi burada buldum?" sorusu üzerine inşa etmiş filmini. Kendi doğumuna yol açan gerçek olaylar zinciri de filmde anlatılan kadar ilginç. Önceleri bu olayları anlatma niyetiyle filme koyulan yönetmen, sonradan filminin fazlasıyla kişisel olduğunu düşünüp kurguyu değiştirmiş.

Bir National Film Board of Canada (NFB) prodüksiyonu olan film, 2007 yılında en iyi kısa animasyon Oscar ödülüne layık görüldü. 1958 Norveç doğumlu Kanadalı yönetmen Torill Kove, 2001 tarihli "Büyükannem Kralın Gömleklerini Ütülerdi" isimli filmiyle de Oscar'a aday gösterilmişti.

27 Haziran 2011 Pazartesi

Jo Jo in the Stars (2003)

Marc Craste, 1986 yılında Nick Cave and the Bad Seeds grubunun The Carny isimli parçasını ilk dinlediğinde, müzikten ve anlatılan hikayeden çok etkilendi parçanın görsel yorumunu yapmak üzere işe koyuldu. Nick Cave ve grubunun da bir ara ilgilendiği ve çeşitli aşamalardan geçen proje, dönüşe dönüşe Jo Jo in the Stars filminde hayat buldu.

Bir trapez sanatçısı olan Jo Jo ve onu uzaktan taparcasına seven, aşkların nadiren mutlu bir sonu olduğunu öğrenen isimsiz bir kahramanın öyküsüdür bu. Karabasanımsı, ama aynı derecede korkutucu bir güzelliğe sahip, siyah beyaz, distopik bir dünya tasviri fonunda yaşanan bir masal.

Hüzünlü bir müzik, harika bir görsellik ve kapkaranlık öyküyü nefis bir şekilde bir potada eriten filmin esin kaynağı olarak David Lynch'in Eraserhead ve Wim Wenders'in Wings of Desire filmlerini sayıyor yönetmen Marc Craste.

On uzun yıl boyu yağdı yağmurlar, ve her geçen yılla birlikte gelenler yavaş yavaş azaldı, dev salonlar bomboş kalana dek. Bir zamanlar şaşırtıcı olan, eğlendirmiyordu artık. Kalabalığı yeniden çekmek için, yeni korku malzemeleri gerekiyordu. Birileri - veya bir şeyler...

12 dakikalık kısa film, 2004 yılında BAFTA en iyi kısa animasyon ödülüne layık görüldü ve aralarında Ankara Uluslararası Film Festivali de olmak üzere 80'in üzerinde festivalde gösterildi. Marc Craste, 2009 yılındaki 24 dakikalık bir sonraki filmi Varmints ile de BAFTA ödülüne aday gösterildi.

26 Haziran 2011 Pazar

Paradise (1984)

1942 Hindistan doğumlu animatör Ishu Patel, 1972 yılında NFB (National Film Board of Canada) bünyesine katılmış ve o zamandan beri Perspectrum, Afterlife, The Bead Game gibi tanınmış filmlerini çekerken çok çeşitli animasyon teknikleri geliştirmiştir. 1984 tarihli 15 dakikalık filmi Paradise için geliştirdiği teknik ise alttan ışıklandırmalı iğne delikleri tekniği.

Nefes kesici bir manzaranın ortasındaki gözkamaştırıcı bir sarayda, rengarenk tüyleriyle bir kuş imparatorunu eğlendirmektedir. Dışardaki kıskanç siyah kuş, saraydaki rakibi kadar arzulanır olmak istemektedir. Ama imparatorun gözdesi olmanın bedelinin altın bir kafeste yaşamak olduğunu görünce, özgürlüğün değerini anlar.

En iyi kısa animasyon Oscar adaylığı ve Annecy festivali Jüri Özel Ödülü dahil birçok ödüle layık görülen filmin müziklerine de küçük bir parantez açmak gerek. James Last'ın unutulmaz bestesi Yalnız Çoban (The Lonely Shepherd), panflüt virtüözü Gheorghe Zamfir'in yorumuyla hayat bularak filmle mükemmel bir biçimde bütünleşmiştir. Bu unutulmaz parça, Once Upon A Time In America ve Kill Bill filmlerinde de kullanılmıştır.


22 Haziran 2011 Çarşamba

Special Delivery (1978)

Bahtsız bir adam, buz tutan verandayı temizlemeyi ihmal edince, buzda kayan postacı boynunu kırar. Postacının cesedini ortadan kaldırmaya çalışırken adamın başına gelmeyen kalmaz. 

Her yıl ya Oscar kazanan, ya da en az aday olan bir film üreten NFB'den (National Film Board of Canada) 1979 Oscar ödülünü kazanan film, "Özel Teslimat". Yirmiye yakın kısa filmi bulunan Kanadalı alaylı animatör John Weldon'a bu filmde yönetmen olarak İngiliz sanatçı Macaulay Eunice eşlik etmiş.

Film baştan aşağı komik sahnelerle dolu. Basit çizgiler, anlatıcının umursuzluğu ve zekice kurgulanan öykü biraraya gelince izlemesi çok eğlenceli bir kısa film ortaya çıkıyor.




18 Haziran 2011 Cumartesi

Strings (1991)

1960 doğumlu Kanadalı kadın yönetmen Wendy Tilby'nin 1991 tarihli Strings filmi, ilginç bir öyküye sahip, aynı zamanda inanılmaz zahmetli bir teknikle kotarılmış bir film. İngilizce'deki pek çok anlamıyla (kablo, bağ, ip, yaylılar) Strings, film için oldukça anlamlı bir isim olmuş. Filmin yapımcısı, kısa film sanatına verdiği büyük destekle tanınan National Film Board of Canada (NFB).

Sulu boya ve cam üzerine gliserin yöntemiyle yapılan film, Aleksandr Petrov'un büyük ustalıkla kullandığı cam üzerine boya tekniğinin bir versiyonu. Cam üzerinde sahnenin ilk karesinin oluşturulup filme alınmasından sonra, cam üzerindeki malzeme yeniden işlenip ikinci kare oluşturulup çekiliyor ve sahne bu şekilde oya gibi işleniyor. Akıcılığın sağlanması için saniyede en az 15 kare oluşturulması gerekliliğini düşünürsek, bir dakika süren bir sahne için bu işlemin 900 kez tekrarlanması gerektiğini hesaplayabiliriz. Harcanan emek gerçekten muazzam. 

Wendy Tilby'nin ikinci filmi olan Strings, 1992 yılında Oscar'a aday gösterilmiş ama Daniel Greaves'in Manipulation filmine kaybetmişti. Tilby, Amanda Forbis ile birlikte yönettikleri 1999 tarihli When The Day Breaks kısa filmi ile de ikinci kez Oscar'a aday gösterilmişti.

14 Haziran 2011 Salı

The Hunger Artist (2002)

Tom Gibbons'un Franz Kafka'nın bir kısa öyküsünden uyarladığı 2002 tarihli filmi "The Hunger Artist", düzenlediğimiz kısa film gecelerinin ilkinde izlediğimiz ve çok beğendiğimiz bir filmdi. Stop-motion tekniğiyle çekilen film, Slamdance ve St. Louis uluslararası film festivallerinde seyirci ve en iyi kısa film ödüllerini kazandı.


Aşağıdaki metin, www.franzkafkatr.com adresinden alınmıştır.

“Açlık Sanatçısı“ Franz Kafka’nın, ilk olarak 1922 yılında “Die neue Rundschau“ adlı dergide yayımlanan hikâyesidir. Hikâye aynı zamanda, 1924 yılında yayımlanan, içinde üç hikâyenin daha bulunduğu kısa hikâyelerden oluşan kitabının da başlığıdır. Bu dört hikâyenin üçünde Franz Kafka, sanatçı yaşamını ironik olarak ele alıp işlemiştir; bu hikâyelerden ikisinde ise hikâye kahramanı olarak sirk figürleri seçilmiştir.

O dönemden önce ve sonra, gerek hokkabazlar gerekse de artistler, edebi eserlerde oldukça fazla görülmektedir. Bunlara örnek olarak Frank Wedekind, Rainer Maria Rilke, Baudelarie, Verlaine gibi isimleri verebiliriz. Metinlerde aslında sanatçıların ve izleyicilerin anlayamadığı acı bir ironi söz konusudur. Sanatçı ızdırap çekerken, izleyiciler geçici bir süreliğine eğlenmektedir. Aslında bu durum Franz Kafka’nın son hikâyesi “Fare Josefine”de de görülmektedir; bu hikâyede de kahraman aslında halkın içinde yaşadığı halde, halktan uzak, tamamen kendi unutulmuşluğu içerisindedir.
 

Zamanında sanatına bütün halkın büyük ilgi gösterdiği bir açlık sanatçısı yaşamaktadır. Kafesinde ona olan ilgi günden güne artmaktadır, çünkü aç kaldığı gün sayısı uzadıkça halkın ona olan ilgisi ve merakı da artmaktadır. Fakat onun için aç kalmak “Dünyanın en kolay işidir”. Fakat insanların ona inanmamaları ona acı vermektedir, insanlar açlık sanatçısının kimse görmeden yemek yediğini düşünmektedirler. Aradan geçen on dört günün ardından bu duruma son vermesini gerektiğini düşünürler ve kafesi açıp ona yemek verirler. Açlık sanatçısı kendisini tamamen yanlış anlaşılmış hisseder ve daha uzun bir süre daha aç kalabileceğini bilir. Bu durumdan hiç de memnun değildir.

Fakat devran dönmüştür artık, açlık sanatçısı eskisi gibi ilgi görmemektedir. Kendini tıpkı diğerleri gibi her tarafı samanlarla dolu bir sirkin kafesinde, etrafında hayvanlarla bulur. Burada da açlığa devam etmektedir, izleyiciler ise hiç mi hiç ilgi göstermemektedir artık.

Günün birinde sirkin çalışanları onu samanların altında neredeyse açlıktan eriyip bitmiş halde bulurlar. Ölmek üzereyken artık son sözleri şöyledir: “Başka türlü olamazdı, sizin yedikleriniz benim hiç hoşuma gitmiyordu, eğer hoşuma gitseydi, tıpkı sizler gibi tıka basa karnımı doyururdum”. Öldükten sonra samanlarla birlikte gömülmüştür. Daha önce açlık sanatçısının bulunduğu kafese genç bir panter konmuştur, onun yerini artık bu genç panter almıştır. Eskiden açlık sanatçısına gösterilen ilgi artık panterin üzerindedir.

13 Haziran 2011 Pazartesi

The Pearce Sisters (2007)

"Bir sevgi, yalnızlık, bağırsak, kan, çıplaklık, şiddet, tütsüleme ve çay hikayesi."

Bir reklam yönetmeni olan Luis Cook'un ilk ticari olmayan filmi olan The Pearce Sisters, başta 2008 BAFTA en iyi kısa animasyon dalında olmak üzere birçok festival ve organizasyonda ödüle değer görülmüş bir film. Filmin arkasında yapımcı olarak ünlü Wallace & Gromit filmlerinin yapımcısı olan Aardman Animations'ı görüyoruz.

İngiliz yazar Mick Jackson'ın bir kısa hikayesinden uyarlanan film, yarattığı benzersiz atmosferle kısa animasyon severlerin gönlünde ayrı bir yere sahip. Bu benzersiz atmosfer, üç boyutlu tasarlanan modellerin iki boyuta indirgenmesi, elle taramaların yapılıp yeniden üç boyuta aktarılması ve birçok bu tarz karmaşık aşamalar sonunda hayat bulmuş. Filmin prodüksiyon notlarında daha detaylı bilgiler mevcut. Short of the Week sitesinin yönetmen Luis Cook'la yaptığı röportajı da buradan okuyabilirsiniz.